Blastocystis hominis
Blastocystis hominis'in uzun yıllar sınıflandırmadaki yeri açıklık kazanamamış, kimi yazarlarca mantar, kimi yazarlarca protozoon sınıflamasına dahil edilmiştir.
• Protozoon besiyerinde üremesi, mantar ve bakteri besiyerinde üreyememesi
• Protozoonlara etkili ilaçlara duyarlı olup, Amphotericin'e dirençli olması
• Hücre çeperinin protozoonlara benzeyip, yavaş hareket eden pseudopodlarının olması gibi nedenlerle bugün protozoon olarak kabul edilmektedir 1,18.
Patojenliği tartışmalı olup, X40 büyütmede, bir mikroskop sahasında 5 taneden fazla bulunması halinde patojen olarak kabul edilmektedir. B. hominis' in patojen olduğunu söylemek için klinik belirtilere neden olabilecek başka bir protozoon, bakteri ve viral etken görülmemesi gerekmektedir. Bakteriyal ve viral ajanlar olmaksızın, fazla sayıda B. hominis var ise bunun patojen olduğuna inanılmakta ve tedavi edilmesi gerekmektedir 9,18.
B. hominis fekal-oral yol ile, özellikle kötü hijyen koşullarında bulaşmaktadır. Tüm dünyada görülen bir parazit olup özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde daha sıktır. Prevalansı gelişmiş ülkelerde %1,5 ile %10, gelişmekte olan ülkelerde ise %30 ile %50 arasında değişmektedir 6. İzmir'de Ekim 2003-Ekim 2004 tarihleri arasında yapılan bir çalışmada blastocystosis oranı %3,8 olarak saptanırken, bu oranın gelişmiş ülkelere yakın olduğu gözlenmiştir 33. İnflamatuar bağırsak hastalığı (İBH) tanısı olan hastalarda yapılan ve halen devam etmekte olan bir diğer çalışmada ise, incelenen 8 inflamatuvar bağırsak hastasından sadece bir hastanın dışkı bakısında B. hominis saptanmıştır (Üstün Ş - yayınlanmamış veri).
Klinik olarak, sulu diyare, karın ağrısı, karında şişkinlik hissi, gaz yakınmaları, mide bulantısı, kabızlık, iştahsızlık, kilo kaybı, fekal lökosit, rektal kanama, anemi, kaşıntı, kanda % 4-12 oranında eozinofili görülebilmektedir. B. hominis saptanan hastalarda rektal kanama, anemi ve inflamatuar semptomlar, düşük hemoglobin ve hematokrit değerlerine yol açmaktadır 3,7,24,28.
Uygun tedavi uygulanmadığı takdirde B. hominis, insan gastrointestinal sisteminde birkaç haftadan birkaç yıla kadar uzayan bir süre yaşayabilir 2,4,30. Ayrıca diğer intestinal patolojilerin B. hominis'in bağırsaklarda daha fazla çoğalmasına neden olduğu bildirilmiştir 34. İntestinal obstrüksiyonun B. hominis'in çoğalmasında bir etken olduğu belirtilmiş, intestinal obstrüksiyona neden olan kanseröz büyümeleri olan 4 hastanın da fazla miktarda B. hominis ile infekte oldukları bildirilmiştir 12.
B. hominis ve bağırsak patolojileri çeşitli yayınlarla rapor edilmiştir 8,27,31. B. hominis'in bağırsaklarda oluşturduğu inflamasyonun kliniği, barsağın diğer iltihabi hastalıklarıyla ayırıcı tanıda önem taşımalıdır.
BAĞIRSAK PATOLOJİLERİ ve Blastocystis hominis
Ülseratif kolit (ÜK) ve Crohn hastalığı (CH), iltihabi bağırsak hastalıkları (İBH) olarak bilinmektedirler. ÜK, birbirini izleyen aktivite ve remisyon periodları ile sürüp giden kronik bir hastalıkdır. Bu hastalıkta sadece kolon mukozası hastalığa yakalanır. Hastalığın başlıca karakteristik semptomları kanlı diyare, rektal kanama, tenezm, sık defekasyon ihtiyacı ve kramp şeklinde karın ağrıları ile bunlara bağlı sistemik belirtilerdir. Defekasyon sayısı, hastalığın şiddetine bağlı olarak artabilir. Hastalığın en önemli radyolojik karakteri lezyonun başlangıcından sonlandığı noktaya kadar devamlı oluşudur. Arada normal kolon kısımlarına rastlanmaz. Yaygın şekilde frajilite ve iltihap bulunmaktadır. Bunun ayırıcı tanıda çok önemli olduğu belirtilmektedir 14,15.
Kolonun CH, genellikle segmentaldir. Bunlar arasında kalan kolon kısmı normaldir. Hastalık bütün kolona yayılmış bile olsa ÜK'den farklı olarak arada çok kısada olsa sağlam bölgeler bulunmaktadır. Patolojik olarak kaldırım taşı görünümü bulunmaktadır. Başlıca ve en sık rastlanan semptom diyaredir. Diyare çoğunlukla devamlıdır. En büyük özelliği içinde kan bulunmaması veya çok az kan bulunmasıdır 15,17.
1993 yılında Nagler ve arkadaşları çalışmalarında, İBH teşhisi olan ve dışkı bakılarında B. hominis saptanan 12 hastayı rapor etmişlerdir 22.
1996 yılında Carrascosa ve arkadaşları, B. hominis'in neden olduğu hemorajik proktosigmoidit olgusunu bildirmişlerdir. Hasta abdominal kramp, tenezm, kanlı diyare ile başvurmuştur. Dışkının mikroskopik incelenmesinde X40 büyütmede 30 adet B. hominis saptanmış olup, değişik mikroorganizmalar için yapılan dışkı kültüründe herhangi bir patojen saptanamamıştır. Sigmoidoskopide diffüz eritem saptanmış, sigmoid ve rektumdan alınan biyopsi örneklerinde inflamatuar bağırsak hastalığı ile uyumlu olmayan akut inflamasyon ve diffüz eritem rapor edilmiştir. Günde 3x750 mg, 7 günlük metronidazol tedavisinden sonra semptomlar kaybolmuştur. 2 ve 7 hafta sonra yapılan dışkı incelemelerinde parazit saptanmamıştır. Tedaviden sonra yapılan sigmoidoskopi ve biyopsi örneklerinde normal sonuçlar alınmıştır 5.
2000-2002 yılları arasında Chen ve arkadaşları, dışkılarında B. hominis dışında başka parazit saptanmayan 99 kişiyi çalışma kapsamına almıştır. Dışkılar direkt bakı ve merthiolate-iodine-formalin metodu ile, iki ayrı kişi tarafından incelenmiştir. Bu çalışmada B. hominis'li hastalarda, kolitis ve kolonik ülserasyon ile anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. Araştırmacılar çalışmada, sadece kolonun anüsden 60 cm.‘lik yukarı kısmının incelenebildiğini, kolonun üst kısımlarının incelenemediğini belirtmişlerdir 6. Hem bu nedenle hem de çalışmada sadece iki yöntemin kullanılması ve kültür metodunun kullanılmaması nedenleriyle de sonuçların etkilenmesi söz konusu olabilir.
Araştırmacılar, B. hominis'in antijenik ve genetik yapı bakımından heterojen bir yapısı olduğunu, virülent ve avirülent suşların ayrımının yapılması gerektiğini belirtmişlerdir 6.
Bir diğer çalışmada ise araştırmacılar, kronik HBV infeksiyonlu hastalarda, daha yüksek oranda B. hominis pozitifliği saptamışlar, önemli bir risk faktörü olması açısından bu konuya dikkat çekmişlerdir. HBV infeksiyonunda, B. hominis pozitifliğini immün cevapdaki defektlere ve immun yetersizliğe bağlamışlardır. Ayrıca gastrik örneklerde H. pylori varlığı ile dışkıda B. hominis pozitifliği arasında da anlamlı bir birliktelik saptamışlardır 6.
İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS) ise, organik bir lezyon olmaksızın karın ağrısı veya karında rahatsızlık hissi ile birlikte dışkılama değişikliklerinin ön planda olduğu semptomlar topluluğudur. En sık görülen gastrointestinal rahatsızlıktır. Etyopatogenezde çeşitli faktörler yer almaktadır. Ancak genel olarak bağırsakların değişik endojen veya eksojen uyarılara karşı abartılı cevabı söz konusudur 23.
İBS'lu hastalarda görülen başlıca semptomlar:
• Dışkılama bozuklukları; bazen ishal, bazen kabızlık, bazen her ikiside birlikte görülebilmektedir.
• Karında şişkinlik, gerginlik, gaz, tokluk hissi
• Tam lokalize edilemiyen, dışkılama ile geçen veya hafifleyen karın ağrısı
Semptomların hepsi aynı hastada görülmeyebilir 23. İBS, tanısı alan kişilerin dışkı örnekleri incelendiğinde B. hominis' in daha sıklıkla görüldüğü gözlemlenmiş olmakla birlikte, bu konu ilgili daha detaylı çalışmalara gerek duyulmaktadır.
Giacometti ve arkadaşları, 1999 yılında, yaptıkları çalışmada, 388 hastayı değerlendirilmeye alımışlardır. Hastaların dışkıları direkt bakı, formalin ethylacetat konsantrasyon yöntemi, smearler metanolde fikse edildikten sonra modified asid-fast, trichrome boyama yöntemi ile incelenmiştir. Mikrobiyolojik etkenler içinde (E. coli, salmonella, Shigella, Yersinia...) tanı yöntemleri uygulanmıştır. Bunlardan 81 hasta IBS olarak gruplanmıştır. İncelen tüm dışkılardan toplam 38 hastanın dışkısında B. hominis saptanmıştır. Bu 38 hastanın, 15'inin ise İBS gruba dahil olduğunu saptamışlardır 11.
2004 yılında Yakoob ve arkadaşları, 95 tanesi IBS tanısı almış, 55 kişide kontrol grubu olmak üzere 150 kişiyi çalışma kapsamına almışlardır. Fizik muayeneden sonra dışkı bakıları ve B. hominis için kültür ve kolonoskopi yapılmıştır. Olguların, %32'sinde (95 olgunun 30'unda) ve kontrollerin %7'sinde (55 kişinin 4'ünde) mikroskopik bakı ile B. hominis saptanmıştır. Dışkı kültüründe, olguların % 46'sında (95 hastanın 44'ünde) B. hominis saptanmıştır. B. hominis tanısı için dışkı kültürü mikroskopiden daha sensitive bulunmuştur 35.
Tungtrongchitr ve arkadaşları, 2004 yılında direkt smear materyalinde parazit saptanamayan 59 İBS hastasını çalışma grubuna almışlardır. Dışkı örnekleri; dışkıda gizli kan aranması, nativ yöntemi, formalin-eter tekniği, B. hominis kültürü, modifiye trichrome boyama yöntemi, modifiye Ziehl-Neelsen boya metodu, tricrome boya yöntemi olmak üzere 7 ayrı metodla incelenmiştir. 13 (%22.1) hastanın dışkısı çeşitli parazitler açısından pozitif saptanmıştır. Diğer parazitler %8.5 oranında saptanırken, B. hominis'in %13.6 ile en yüksek görülme oranına sahip olduğu görülmüştür. Araştırıcılar, bir çok rutin laboratuarında kullanılan direkt dışkı inceleme metoduna göre kültür metodunun daha sensitif olduğunu saptamışlardır 32. Bazı araştırıcılar ise intestinal obstrüksiyonda B. hominis' in görülme olasılığının daha çok arttığını belirtmişlerdir 12.
İBH İmmunopatolojisinde Blastocystis hominis'in Yeri Nedir?
B. hominis ile infekte edilen guinea piglerin bağırsaklarının mikroskopik incelemesinde, çekum ve kolonda inflamatuar hücre infiltrasyonu, ödematöz lamina propria, B. hominis'in intestinal epitelyuma penetrasyonu ve epitelyum içinde anlamlı sayıda parazitin varlığı gösterilmiştir 25.
Yakın zamanlarda fare modellerinde yapılan çalışmalarda, B. hominis ile infekte olanların nekroskopilerinde çekum ve kolonda distansiyon saptanmıştır. Çekum ve kolonun histolojik incelenmesinde yoğun inflamatuar hücre infiltrasyonu, ödematöz lamina propria ve mukozal dökülme saptanmıştır. B. hominis'in insan barsağındaki patojenitesi sadece vaka sunumlarından izlenmektedir 10,20,27. Ancak bu konuda yeterli çalışma bulunmamaktadır.
Gastrointestinal semptomlar ile birlikte lökositlerdeki değişimler ve inflamasyonun başlamasıyla birlikte B. hominis, intestinal epitelyal hücrelerden inflamatuar sitokinlerin salgılanmasını uyarmaktadır. B. hominis kolon epitelyal hücrelerden IL-8 ve GM-CSF'in salgılanmasını uyarır. Aynı etkinin, E. histolytica infeksiyonunda da görüldüğü, özellikle IL-8'in önemli rol oynadığı belirtilmiştir 16,19.
İBH hastalığı olan kişilerde, lamina propriada artmış T hücre aktivasyonu gösterilmiştir. T hücre sitokinleri fazlalaşmış, buna bağlı olarak da T hücre fonksiyonları artmıştır. IL-2 ve IFN-gama'nın salgılanması ile Tip 1 proinflammatuar cevap harekete geçer. Sitotoksik T lenfositleri, makrofajları ve natural killer hücreleri stimüle ederek, bu hücrelerin, antijen sunma potansiyellerini arttırırlar. Bu proinflammatuar immün reaksiyonun tersine Tip 2 antiinflamatuar cevap, IL-4 ve IL-10 salgılanması ile kendini gösterir. İltihabi bağırsak hastalıklarında ise artmış T hücre aktivasyonu oluştuğu dikkati çekmektedir 26.
İltihabi bağırsak hastalığında T hücre aktivasyonu için ne gibi bir faktörün rol oynadığı tam olarak bilinmemektedir. Hayvan kolit modellerinde intestinal inflamasyonu başlatmak için enterik bakteri bulunmasını gerektiği gösterilmiştir. İntestinal lumen ise bu açıdan incelendiğinde hem gıda hem de bakteri antijenleri yönünden son derece zengin bir potansiyele sahiptir 29. Enterik infeksiyonların bu yüksek prevalansı, İBH'da oluşan relapsların nedenini oluşturabilmektedir. Bu infeksiyonlar arasında B. hominis' de yer almaktadır 21. Bu mekanizmada parazit antijenlerinin rolü de sorgulanmalıdır. B. hominis, intestinal epitelyal hücrelerden inflamatuar sitokinlerin salgılanmasını uyararak akut inflamasyona neden olması belki de İBH için tetikleyici bir unsur olmaktadır.
Humoral immun yanıt açısından incelendiğinde, İBS ve blastocystosis arasında IgG antikorları arasında da bir parallelik olduğu dikkati çekmektedir. Her iki hastalıkta da özellikle IgG2 düzeylerinin yükseldiği gözlenmektedir 13.
Sonuç olarak; B. hominis' in bir çok yönü; patojenitesi, bulaşımı, kültürü, taksonomisi, hayat siklusu, biyokimyası, moleküler biyolojisi net olarak açıklık kazanmamıştır. Çeşitli gastrointestinal semptomlar ve intestinal patolojilere neden olan B. hominis' in patojenitesi hakkında yorum yapabilmek için bu konuda daha fazla araştırmaya gerek duyulmaktadır.