D. folliculorum'un patojenik mekanizması tam olarak bilinmemektedir. Ancak yaygın kanı hem immunolojik bozukluklar sonucu parazitin sayıca çoğalması hem de deride parazite karşı gelişen anormal immunolojik reaksiyonlar deri lezyonlarının meydana gelişini provoke etmektedir
13.
D. folliculorum genellikle genç erişkinlerde ve daha üst yaş gruplarında yaygın olarak görülürken son yıllarda özellikle immun kompromize çocuklarda (akut lenfoblastik lösemili gibi) da saptanmıştır. Bu çocuklarda D. folliculorum'un rosacea ve perioral dermatit oluşturduğu bildirilmiştir 8. Demodicidosis'in çocuklarda daha az görüldüğü ancak; AIDS ve lenfoproliferatif bozukluklarda daha yoğun olduğuna ilişkin bildirimler bulunmaktadır 9.
İmmun sistemin baskılandığı, immunsupressif ilaç kullanan hastalarda ve immunolojik reaktivitenin düşük olduğu orta yaşlı ve yaşlı kişilerde infeksiyonun ağır olabileceği bildirilmektedir 6.
Yapılan bir çalışmada, diabetik hastalarda, D. folliculorum'un yoğunluğu kontrol grubuna göre özellikle yanaktan alınan örneklerde daha fazla görülmüş ve fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Muhtemelen immunsupressif durum nedeniyle diyabetlilerde daha fazla görülmektedir 1.
Bizim çalışmamızda, çalışmaya alınan 47 KBY hastanın 6'sının (%12,76) gözünde, 12'sinin (%25,53) yüzünde D. folliculoum gözlenirken, kontrol grubundan 38 bireyin 3'ünün (%5,26) göz kapağı kirpik foliküllerinde, yedisinin (%18,42) ise yüzünde D. folliculorum saptanmıştır. İncelemeye alınan bireylerde cilt yakınmaları ile Demodex görülme sıklığı açısından bir değerlendirme yapıldığında ve göz şikayetleri ile Demodex görülme sıklığı açısından bakıldığında aradaki fark önemsiz bulunmuştur (p>0.05).
Karıncaoğlu ve ark.4 67 diyaliz hastası ve 67 sağlıklı birey arasında yaptıkları araştırmada, diyaliz hastalarındaki parazit yoğunluğunu 6,12/ cm2, kontrol grubunda ise 0,31/ cm2 olarak saptamışlardır. D. folliculorum yoğunluğu açısından bir değerlendirme yapıldığında ise, bizim çalışmamızda KBY'li hastalarda parazitin sayısal yoğunluğu 3,83/cm2 iken, kontrolde bu sayı 2,80/cm2 olarak belirlenmiştir.
Akne vulgaris kıl folikülleri ya da yağ bezlerinin inflamatuar bir hastalığı olup, patogenezinde birçok etken rol oynamaktadır. Yapılan bir çalışmada, akneli 78 hastanın alın, yanak ve çene olmak üzere üç farklı yüz bölgesinden ve sivilcelerinden deri yüzey biyopsi tekniği ile örnekler alınarak D. folliculorum yönünden incelenmiş ve 12 (%15,4)'sinde D. folliculorum saptanmıştır 10.
Blefarit tanısı alan hastalar ile sağlıklı bireylerin kirpiklerinde D. folliculorum sıklığını belirlemek amacıyla yapılan bir araştırmada, blefariti olan 75, refraksiyon kusuru dışında patolojisi olmayan 125 olgu (toplam 200) çalışmaya alınmıştır. Her hastadan her bir göz kapağından 3 adet kirpik çekilip ışık mikroskobunda incelenmiş ve 75 blefaritli hastanın 28'inde (%37.7), 125 kontrol olgusunun 40'ında (%32) olmak üzere toplam 68 (%34) olguda D. folliculorum tespit edilmiştir. Parazitin blefaritli hastalar kadar normal bireylerde de önemli oranda asemptomatik olarak bulunabileceği saptanmıştır2.
Demodex folliculorum insanda yanak, çene, alın, dış kulak yolu, sırt, kalça, meme ucu ve penis gibi değişik bölgelerdeki kıl foliküllerinde, kıl diplerinde ve derinin yağ bezlerinde yaşayan patojenitesi tartışmalı bir akardır. Bu organizmanın acne rosacea ile ilişkili olabileceği öne sürülmüştür. Değerli ve Ark.3, tarafından yapılan bir çalışmada, acne rosacea ön tanısı alan 14-60 yaş arasındaki 22 hastanın yüz lezyonlarından bisturi ile yapılan deri kazıntılarının incelemesinde acne rosacea ön tanısı alan 22 hastanın 13' ünde (%59) D. folliculorum 'a rastlanmıştır 3. Demodex folliculorum saptanan hastalara 1 hafta boyunca günde 3 kez 250 mg. oral ve 3 hafta günde 1 kez topikal metronidazol ile tedavi edilmiştir 3.
Yereli ve ark.12 tarafından yapılan bir çalışmada, acne rosacea ön tanısı konan 15-75 yaşları arasındaki 36 hastanın deri biyopsi materyalleri incelenmiş ve 12 hastada (%33.3) D.folliculorum'a rastlanmıştır 12.
Koç ve ark.4 tarafından, akne ve komedonlu dermatozlarda D. folliculorum 'un yaşa, cinsiyete, lezyonun yaygınlığına ve daha önce tedavi veya temizleme maddesi kullanımına göre görülme oranının belirlenmesi amaçlanmış ve bu çerçevede yaşları 14-42 arasında değişen, 27'si kadın 3'ü erkek, 29 akne vulgaris ile bir akne rozasealı hastanın yüzündeki dermatozlardan hazırlanan preparatların %40'ında D. folliculorum görülmüştür. D. folliculorum alın, çene ve yanakta daha sık (%75) iken, burun bölgesinde daha az (%25) bulunmuştur. Pozitif olguların %41,7'sinin daha önce akne tedavisi aldığı, %33.3.'ünün sabun dışı temizleme maddesi kullandığı belirlenmiştir.
Marufi ve ark.7 tarafından, iki hastanın dış kulak yolu derisinde D. folliculorum olgusu saptanmış ve dış kulakta kaşıntı nedeni olmasının tartışmalı olduğu bildirilmiştir.
Tanyüksel ve ark.11 tarafından yapılan bir çalışmada, biopsi materyallerinin histopatolojik incelemesinde 43'ünde Demodex folliculorum saptanmıştır. Bu olgulardan 9'u sebase nevüs, 12'si folikülit, yedisi bazal hücreli karsinoma, 15'i invaziv duktal karsinoma olduğu bildirilmiştir. Araştırmada, invaziv duktal karsinoma, sebase nevüs ve follikulitlerde D. folliculorum saptanması olguların bir kısmında parazitin muhtemel ajan olabileceği üzerinde durulmuştur 11.
Sonuç olarak; D. folliculorum'un özellikle blefarit gibi göz hastalıklarında önemli bir etken olabileceği ve bu parazitin immun sistem bozukluklarında daha sık görüldüğü saptanmıştır.